Bir kibrit çakımıyla
alevlenir savaş
Tekgül
Arı
Ortadoğu’da
süregelen sınırlarımıza kadar sıçrayan bir savaşın varlığı karşısında incinir
ruhunuz. Çocukları düşündükçe incinmekle de kalmaz, isyan edersiniz aslında… Kobanê’de
yaşanan bu vahşeti çoğumuz basından, bazılarımızda bölgeye giderek takip ediyoruz.
Sadece bölgeyi değil, ülkemizin savaşa bakışını da gözlemliyoruz. Açık olan bir
şey var o da, sistemin zihinlerimize yerleştirilen kötücül Kürt algısı. Hâlâ
devam eden savaş karşısında bu nedenle mi duyarlılık pek oluşmuyor? Hep
ikircikli bir bakış var. IŞİD’in katlettiği sadece Kürtler değil elbette o
coğrafyada yaşayan Ezidiler ve Türkmenler de var... Aslında kötücül olan savaşın
kendisidir, ırklar, her zaman egemenlerce alttan alta beslenip bir kibrit
çakımıyla alevlenen bir araçtır sadece.
2
Kasımda, Diyarbakır’da gerçekleştirdiğimiz Savaşın Savurdukları-Rojava
panelinin ikincisini 29 Kasımda Ankara’da yaptık. Panelin amacı bu savaşın
üstünü açmaktı. Sınırlarımıza kadar sıçrayan kanın bizimle ne ilgisi olduğunu,
6-7 Ekimde Kobanê’de şiddeti artan savaşın, Kürtleri canhıraş sokağa
düşürmesinin nedenini sorgulamaktı belki de.
Kürtlerin
yaşadığı bölgede otuz yıldır süren bir savaşın varlığı öyle sanıyorum ki kimse
tarafından yadsınamaz. Şimdilerde bu sorun üzerine konuşulmadan, savrukça çözüm
arayışına gitmekle biter mi dersiniz? Sanmam! Söz konusu Kürtler olduğunda
gerek sosyal medyada gerekse bazı toplulukların yanı sıra halkın bu konuda
mesafeli bir yaklaşımla konuştukları, hatta sustuğunu görmek mümkün. Geçmişten gelen,
bastırılmışlığın sonucu bu. Okullarda bize dayatılan resmi tarihi anımsarsanız
Ermenilerin ve Rumların kötücülüğünü öğrenmiştik. Neden kötüler sorusunu sormak
gibi bir gaflete düşmemek için ya da toplum tarafından yargılanıp dışlanmamak
için susmuştuk. Öyle ki, Ermeni Ermeni olduğunu gizliyordu, Rumlar Rum olduğunu.
Sistemin bizden istediği de tam buydu. Ayrıştırmak, bölmek, daha da ileri
giderek öldürmek… Sistemler kendilerine karşı olan sesleri her zaman susturmak
isterler. Gezi Direnişi’nde gençlerimize karşı güvenlik güçlerinin uyguladığı
şiddet, öldürme ve karalama aslında iktidarın halkına karşı bir güç
gösterisiydi. Devletin açtığı bir savaşın içerisinde ezilen halklardır her
zaman. Bugün kendi içimizde bulunan bir ırka karşı açılan savaşa karşı
duramazsak yarın tüm ırklara kadar akar… Evet, insanların ırkçılıktan sıyrılması
gerekir. Savaş, ister içimizde ister dışımızda, dünyanın neresinde olursa olsun
kötücüldür, tüm insanlık savaşa karşı sesini yükseltmeli, bir arada kardeşçe barış
içinde yaşamalı.
Moderatörlüğünü
yaptığım bu panelde yazarlarımız; Şeyhmus Diken, Pelin Buzluk, Aysun Kara, Arzu
Demir ve İbrahim Genç konuşmacı olarak yer aldı. Yazarlarımızın panel
konuşmalarından yaptığım alıntıları sizlerle paylaşarak yazımı tamamlamak istiyorum.